Büyük seyyah Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’si, Darıca’dan Gebze’ye ve Dilovası’na uzanan hattın sadece bir sanayi bölgesi değil, çok katmanlı bir tarih koridoru olduğunu fısıldıyor.

17. Yüzyılın Kıyı Coğrafyası
Evliya Çelebi’nin kayıklarla denizden aştığı bu güzergâh, dönemin canlı ticaretini ve denizcilik kültürünü gözler önüne seriyor. Darıca Kalesi'nin gölgesinden başlayan yolculuk; Dil İskelesi'nde hacıların ve tüccarların konakladığı hanlar, hareketli çarşılar ve 1638 yapımı çeşmelerle 17. yüzyıl Anadolu kentsel yaşamının eşsiz bir tablosunu çiziyor. Seyahatnâme'nin sunduğu bu zengin betimlemeler, tarihi bir belgeselin sahnelerini kurgulamak için adeta hazır, kusursuz bir dış ses metni sunuyor.
Seyahatnâme’den Ekranlara
Bugün Dilovası'nın sanayi silüetinin ardında yatan eski iskele kültürünü veya Gebze'nin denizle olan kopmuş tarihsel bağını yeniden canlandırmak, kültürel hafızamızı diri tutmanın en etkili yollarından biridir. Seyahatnâme'nin satır aralarından süzülen bu detayların, şehrin hafızasını tazeleyecek adımlarla görselleştirilmesi büyük önem taşıyor. Bu doğrultuda; Darıca'dan Dilovası'na uzanan rotanın interaktif bir "Kültür Yolu" olarak tasarlanması, 17. yüzyıl İzmit ve Gebze kıyılarındaki kaybolmuş Osmanlı mimarisinin tarihsel dokusunu yansıtan görsel rekonstrüksiyonlarla yeniden üretilmesi hedefleniyor. Ayrıca, 1640'ların doğal manzaraları ile günümüzün sanayi dokusunu aynı karede eriten ve iki dönem arasındaki tezatı vurgulayan projelerin geliştirilmesi, şehrin geçmişiyle bugününü birbirine bağlayan vizyoner adımlar olarak öne çıkıyor.

Evliya Çelebi’nin rotasını bugün yeniden adımlamak, geçmişle günümüz arasındaki o çarpıcı değişimi belgelemek için eşsiz bir zemin sunuyor. Kocaeli, Antik Çağ'dan Osmanlı'ya uzanan bu köklü mirasını satır aralarından çıkarıp modern görsel hafızasında da yaşatmayı hak ediyor.
DARICA: GEBZE’NİN DENİZ KAPISI
Evliya Çelebi’nin anlatısında Darıca önemli bir başlangıç noktasıdır.
Bugünkü Darıca Kalesi, sahilden yaklaşık 200 metre kuzeyde bulunan ve günümüze bir burcu ulaşan tarihî bir yapıdır. Kocaeli Valiliği’nin Darıca tarihçesinde kalenin Bizans dönemindeki adlarının Tararion ve Toricion olduğu, Osmanlı döneminde ise Darıca adının şekillendiği belirtilmektedir. Evliya Çelebi ise yerleşim adını “Dar Uca” şeklinde kaydetmiştir. (Kocaeli Valiliği)
Evliya Çelebi’nin anlatımında Darıca Kalesi deniz kenarında, yüksek ve kayalık bir mevkide bulunan bir kale olarak karşımıza çıkar.
Kalenin stratejik konumu dikkat çekicidir.
Çünkü burası yalnızca bir savunma noktası değildir.
Aynı zamanda deniz ulaşımının önemli duraklarından biridir.
Evliya Çelebi’nin yolculuğunun deniz güzergâhı üzerinden gerçekleşmesi, XVII. yüzyılda Kocaeli Körfezi’nin ulaşım ve ticaret bakımından ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.
DARICA’DAN DİLİSKELESİ’NE
Evliya Çelebi’nin seyahatinin en dikkat çekici bölümlerinden biri Darıca’dan Dil İskelesi’ne yaptığı yolculuktur.
Seyahatnâme’de Darıca Kalesi’nden ayrıldıktan sonra rüzgârın uygun olmaması nedeniyle gemicilerin kürek çektiği ve yaklaşık yirmi mil mesafedeki Dil İskelesi’ne ulaşıldığı anlatılır. (Kocaeli Aydınlar Ocağı)
Bu küçük ayrıntı aslında bize XVII. yüzyıl ulaşım teknolojisi hakkında da bilgi vermektedir.
Bugün otomobillerle birkaç dakikada geçilen mesafeler, dört yüz yıl önce denizin, rüzgârın ve kürekçilerin imkânlarıyla aşılmaktaydı.
Dolayısıyla Evliya Çelebi’nin Seyahatnâmesi yalnızca tarihî şehirleri anlatan bir eser değil; aynı zamanda ulaşım, denizcilik ve ticaret tarihinin de önemli bir kaynağıdır.
DİLİSKELESİ: HAC VE TİCARET YOLUNUN ÖNEMLİ DURAĞI
Bugünkü Dilovası sınırları içerisinde bulunan Diliskelesi, Evliya Çelebi’nin anlatısında son derece önemli bir yer tutar.
Çünkü Diliskelesi sıradan bir kıyı iskelesi değildir.
Evliya Çelebi’nin verdiği bilgilere göre buradan Konya, Halep, Şam ve Mısır yönüne giden hacılar, tüccarlar ve ziyaretçiler karşı kıyıya geçmek için gemilere binmektedir.
Bu bilgi Diliskelesi’nin XVII. yüzyılda bir ulaşım ve geçiş merkezi olduğunu açık biçimde ortaya koymaktadır. (Kocaeli Aydınlar Ocağı)
Burada çok önemli bir tarihî gerçek karşımıza çıkar:
Diliskelesi, Anadolu’nun batısından doğusuna ve güneyine uzanan yolların denizle birleştiği bir geçiş noktasıdır.
Hac yolculuğuna çıkan insanlar…
Tüccarlar…
Ziyaretçiler…
Ve farklı şehirlerden gelen yolcular…
Diliskelesi üzerinden karşı kıyıya geçmektedir.
Bu yönüyle Diliskelesi’ni sadece bir iskele olarak değil, Osmanlı ulaşım ve hac yollarının Kocaeli’deki önemli bağlantı noktalarından biri olarak değerlendirmek gerekir.
“HERSEK DİLİ” VE KÖRFEZ
Evliya Çelebi’nin anlatımında Diliskelesi’nin karşı tarafında Hersek Dili olarak adlandırılan bölgeden söz edilir.
Seyyah, buranın bir boğaz niteliğinde olduğunu ve doğuya doğru uzanan büyük körfezin sonunda İznikmid yani bugünkü İzmit’in bulunduğunu anlatmaktadır. (Kocaeli Aydınlar Ocağı)
Bu anlatım, XVII. yüzyıldaki Kocaeli Körfezi coğrafyasını anlamamız açısından son derece değerlidir.
Bugün haritadan baktığımızda Gebze, Dilovası, Körfez, Derince ve İzmit’i tek bir şehirleşmiş alanın parçaları olarak görüyoruz.
Oysa Evliya Çelebi’nin döneminde bu coğrafya;
kale – iskele – köy – liman – deniz yolu – han – ticaret güzergâhı ilişkisi içerisinde yaşamaktaydı.
DİLİSKELESİ’NDEKİ HAYAT
Evliya Çelebi’nin verdiği en önemli bilgilerden biri de Diliskelesi’ndeki sosyal ve ticari hayatla ilgilidir.
Seyahatnâme’de Dil İskelesi’nde:
* iki han,
* iki ekmekçi dükkânı,
* bir bozahane,
* iki bakkal dükkânı,
* bir çeşme
bulunduğu aktarılmaktadır. (Kocaeli Aydınlar Ocağı)
Bu küçük liste aslında büyük bir tarihî tablo ortaya koymaktadır.
Çünkü hanların bulunması, yolcuların konakladığını;
ekmekçi dükkânlarının bulunması, sürekli bir yolcu hareketinin olduğunu;
bakkalların bulunması, ticaret yapıldığını;
bozahanenin bulunması ise sosyal hayatın canlı olduğunu göstermektedir.
Yani dört yüz yıl önceki Diliskelesi, bugünkü anlamda küçük fakat hareketli bir ulaşım ve ticaret yerleşimi görünümündedir.
1638 TARİHLİ ÇEŞME
Evliya Çelebi’nin Diliskelesi anlatısında çeşme de özel olarak zikredilmektedir.
Seyyah, çeşmenin üzerindeki tarihten hareketle çeşmenin Sultan Murad döneminde Bostancıbaşı Mustafa Ağa tarafından 1048/1638 yılında yaptırıldığını belirtmektedir. (Kocaeli Aydınlar Ocağı)
Bu bilgi özellikle önemlidir.
Çünkü Evliya Çelebi’nin bölgeden geçişinden sadece iki yıl önce yapılmış bir hayır eserinden söz ediyoruz.
Demek ki 1640 yılında Diliskelesi’nde bulunan yolcuların su ihtiyacını karşılamak üzere yakın zamanda bir çeşme inşa edilmişti.
Bu durum bize Osmanlı şehir ve yol kültürünün temel özelliklerinden birini de hatırlatmaktadır:
Su yolların, çeşmeler ise medeniyetin işaretlerindendir.
DİLOVASI’NIN 400 YIL ÖNCEKİ TABLOSU
Bugün Dilovası denildiğinde akla öncelikle sanayi, fabrikalar, limanlar ve yoğun ulaşım gelir.
Fakat Evliya Çelebi’nin Dilovası’na ilişkin anlattığı coğrafya bambaşka bir manzara ortaya koymaktadır.
Deniz…
İskele…
Hanlar…
Dükkânlar…
Çeşme…
Hacılar…
Tüccarlar…
Ve yolcular…
Bu tablo, Dilovası’nın tarihinin sadece Cumhuriyet dönemi sanayileşmesiyle başlatılamayacağını göstermektedir.
Dilovası’nın geçmişi çok daha eski bir ulaşım ve geçiş kültürüne dayanmaktadır.
Bugünkü sanayi coğrafyasının altında, Osmanlı döneminin yol ve iskele kültürü bulunmaktadır.
⸻
İÇMESUYU: EVLİYA ÇELEBİ’NİN ANLATTIĞI ŞİFA KAYNAĞI
Evliya Çelebi’nin Diliskelesi anlatısının en dikkat çekici bölümlerinden biri de İçmesuyu ile ilgilidir.
Seyyah, Diliskelesi’nden ayrıldıktan sonra yaklaşık üç mil kürek çekerek İçmesuyu konağına geldiklerini ve burada karaya çıkarak deniz kenarında çadır kurduklarını anlatmaktadır. (Gebze Gazetesi)
Bu ifade, Dilovası coğrafyasındaki su kaynaklarının ve özellikle İçmeler bölgesinin tarihî önemini araştırmak açısından son derece değerlidir.
Bugün bu kaynakların tarihî kimliğinin araştırılması, Evliya Çelebi’nin verdiği bilgilerle modern saha araştırmalarının karşılaştırılması gerekir.
Bu konuda yapılacak yeni araştırmalar;
“Evliya Çelebi’nin İçmesuyu dediği kaynak neresidir?” sorusuna cevap aramalıdır.
Bu soru yalnızca tarihçiler için değil, Kocaeli’nin kültür ve tabiat mirasının korunması açısından da önemlidir.
DARICA MI, ESKİHİSAR MI?
Evliya Çelebi’nin metinleri üzerinde çalışan araştırmacılar açısından önemli bir mesele de Darıca ve Eskihisar’ın bazı anlatımlarda birbirine karışabilmesidir.
Kocaeli Ansiklopedisi’nde, Evliya Çelebi’nin “gayet güzel liman olduğundan Gebze şehrinin iskelesidir” şeklindeki anlatımının bazı araştırmacılar tarafından Eskihisar’la ilişkilendirildiği belirtilmektedir. Bu nedenle Seyahatnâme’deki yer adlarını bugünkü coğrafyayla eşleştirirken tarihî haritalar, arşiv belgeleri ve diğer kaynaklarla karşılaştırma yapmak gerekir. (Kocaeli Ansiklopedisi)
Bu nokta bize önemli bir araştırma yöntemi göstermektedir:
Evliya Çelebi’nin anlattığı her yeri bugünkü ilçe sınırlarıyla birebir eşleştirmek yerine, XVII. yüzyılın idarî ve coğrafi yapısı içerisinde değerlendirmek gerekir.
Bu yaklaşım, Kocaeli tarih araştırmalarının daha sağlam temellere oturmasını sağlayacaktır.
⸻
EVLİYA ÇELEBİ’NİN KOCAELİ’SİNDEN BUGÜNKÜ KOCAELİ’YE
Dört yüz yıl önce Evliya Çelebi’nin geçtiği güzergâhta bugün bambaşka bir dünya bulunmaktadır.
Darıca’da yoğun şehirleşme…
Gebze’de büyük sanayi tesisleri…
Dilovası’nda fabrikalar ve limanlar…
Otoyollar ve demiryolları…
Kocaeli Körfezi’nde yoğun deniz trafiği…
Fakat bütün bu değişimin altında hâlâ Evliya Çelebi’nin gördüğü tarihî coğrafyanın izleri vardır.
Bugünkü modern ulaşım ağının üzerinde, dört yüz yıl önce hacıların ve tüccarların kullandığı yollar bulunmaktadır.
Bugünkü limanların yanında eski iskelelerin izleri vardır.
Bugünkü yerleşimlerin altında eski köyler, hanlar, çeşmeler ve kaleler bulunmaktadır.
⸻
BİR TARİH KORİDORU: DARICA–GEBZE–DİLOVASI
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâmesi’nden hareketle bugün önemli bir kültür projesi geliştirilebilir.
“Evliya Çelebi’nin İzinde Darıca–Gebze–Dilovası Tarih ve Kültür Yolu”
Bu güzergâh;
Darıca Kalesi → Darıca Limanı → Gebze → Eskihisar → Diliskelesi → Dilovası → İçmeler
şeklinde ele alınabilir.
Bu yol üzerinde Evliya Çelebi’nin anlattığı tarihî mekânlar belirlenebilir.
Her noktaya;
* tarihî bilgi panoları,
* QR kodlar,
* eski fotoğraflar,
* Evliya Çelebi’den alıntılar,
* belgesel görüntüleri,
* eski haritalar
yerleştirilebilir.
Böylece Kocaeli’nin sanayi kimliği ile tarih ve kültür kimliği aynı güzergâhta buluşturulabilir.
⸻
DEVR-İ ÂLEM BELGESELİ İÇİN ÖNEMLİ BİR GÜZERGÂH
Bu araştırmanın bir başka boyutu da belgeselciliktir.
Evliya Çelebi’nin 1640 yılında geçtiği güzergâh, bugün yeniden denizden ve karadan takip edilerek belgelenebilir.
Bir belgesel;
“Evliya Çelebi’nin İzinde Darıca’dan Dilovası’na”
başlığıyla hazırlanabilir.
Belgeselin başlangıç noktası Darıca Kalesi olur.
Kamera denize açılır.
Evliya Çelebi’nin dört yüz yıl önce kürekçilerle geçtiği güzergâh takip edilir.
Diliskelesi’ne gelinir.
Eski iskele araştırılır.
Evliya Çelebi’nin sözünü ettiği hanlar ve çeşme aranır.
Ardından İçmesuyu bölgesine geçilir.
Bugünkü Dilovası’nın sanayi görüntüleri ile Evliya Çelebi’nin anlattığı dört yüz yıl önceki tabiat görüntüleri karşılaştırılır.
Son bölümde ise Gebze’ye dönülür.
Böylece 400 yıllık değişim bir belgesel diliyle ortaya konulabilir.
⸻
SONUÇ: EVLİYA ÇELEBİ’NİN KALemİNDEN GELECEĞE
Evliya Çelebi, Kocaeli’yi yalnızca geçip gitmemiş; gördüğü coğrafyayı kaydetmiştir.
Darıca Kalesi’ni…
Gebze’nin deniz bağlantılarını…
Diliskelesi’ndeki hanları…
Dükkânları…
Çeşmeyi…
Hac yollarını…
Tüccarları…
Körfezi…
İçmesuyu’nu…
Bugün bu bilgiler bizim için yalnızca dört yüz yıl önce yazılmış satırlar değildir.
Bunlar Kocaeli’nin tarihî hafıza belgeleridir.
Bu nedenle Darıca, Gebze ve Dilovası’nı ayrı ayrı değil, Evliya Çelebi’nin güzergâhında birbirine bağlı bir tarih ve kültür coğrafyası olarak değerlendirmek gerekir.
Bugünkü Kocaeli’nin sanayi ve ulaşım merkezlerinden biri olan bu bölgenin geçmişinde;
kale vardır, liman vardır, iskele vardır, han vardır, çeşme vardır, hac yolu vardır, ticaret vardır ve güçlü bir medeniyet hafızası vardır.
Evliya Çelebi’nin dört yüz yıl önce kaleme aldığı bu bilgiler, bugün bize önemli bir görev de yüklemektedir:
Geçmişin izlerini bulmak, tarihî mekânları korumak ve Kocaeli’nin kültür hafızasını gelecek nesillere aktarmak.
Belki de bugün yapılması gereken en anlamlı çalışma, Evliya Çelebi’nin 1640 yılında geçtiği güzergâhı yeniden yürümek, yeniden denizden geçmek ve onun anlattığı Kocaeli ile bugünkü Kocaeli’yi yan yana getirmektir.








Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir