Çekimler öncesinde Talas Kaymakamı İlyas Memiş’i makamında ziyaret eden belgesel ekibi, yürütülecek çalışmalar hakkında bilgi paylaşımında bulundu. Ziyaret sırasında Kaymakam Memiş’e, Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi tarafından hazırlanan Talas Sempozyumu kitabı takdim edildi. Kaymakamlığın desteğiyle, sanat tarihçisi ve akademisyen Özcan Eroğlu bölgenin kültürel mirasının belgelenmesi sürecinde ekibe rehberlik etmek üzere görevlendirildi.

Kayseri’deki çekimlerin ilk adımı, Türk Dünyası Millet Bahçesi’nde yer alan Ortak Türk Alfabesi Anıtı önünde atıldı. Ekip, bu noktadan başlayarak Talas’ın tarihi mahallelerini, vakıf eserlerini ve Selçuklu mimarisini mercek altına alıyor. Özellikle Battal Gazi Camii gibi tarihi yapılarda bulunan Dodurga, Salur, Afşar, Kayı ve Çepni gibi Oğuz boylarına ait tamgalar, belgeselin en önemli görsel ve tarihi materyalleri arasında yer alıyor.
2017 yılında Kırgızistan’ın Talas bölgesinde kapsamlı bir belgesel çalışmasına imza atan yapım ekibi, Kayseri çekimleriyle birlikte "Talas'tan Talas'a, Tanrı Dağları'ndan Erciyes'e" uzanan tarihi bir köprü kurmayı hedefliyor. Belgesel, Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sindeki 17. yüzyıl rotalarını referans alarak Mimar Sinan’ın vakıf medeniyeti anlayışını ve Kayseri’nin kadim şehir hafızasını ekranlara taşıyacak.

Tanrı Dağları'ndan Erciyes'e : Evliya Çelebi'nin İzinde Bir Medeniyet Hafızası
Bir şehri inşa eden yalnızca yontulmuş taşlar ve kervansaraylar değil, o taşların üzerine sinmiş olan yaşanmışlıklar ve ortak medeniyet hafızasıdır. 2027 Türk Dünyası Kültür Başkenti unvanını taşıyan Kayseri, Anadolu’nun kalbinde, Erciyes’in gölgesinde bu derin hafızayı yaşatan en önemli merkezlerden biridir. Hunlardan Sabir Türklerine, Selçuklu’nun "Darül Feth" idealinden Osmanlı’nın vakıf sistemine kadar uzanan bu kesintisiz tarih, şehri adeta bir açık hava arşivine dönüştürmektedir.

Talas’tan Talas’a Uzanan Kültür Köprüsü
Kayseri’nin Talas ilçesi, isim benzerliğinin çok ötesinde, coğrafyaları aşan bir bağın sembolüdür. Tanrı Dağları’nın eteklerinde 751 yılındaki tarihi kırılmalara sahne olan Kırgızistan’daki Talas ile Erciyes’in eteklerindeki Talas, aynı medeniyet ağacının farklı dallarıdır. Belgesel kameralarının vizöründen bu iki coğrafyaya bakıldığında, mekânlar değişse de ruhun aynı kaldığı görülür. Türk Dünyası Millet Bahçesi'nde yükselen Ortak Türk Alfabesi Anıtı tam da bu ruhu temsil eder. Dil, bir milletin sarsılmaz hafızası; alfabe ise bu hafızanın geleceğe aktarılan tapusudur. Ortak alfabe ideali, Türk dünyasının tarih şuurunu ve kültürünü bir arada tutan en güçlü harçtır.
Taşlara Kazınan Tarih: Oğuz Tamgaları
Tarihi yapıları yalnızca mimari formlarıyla değerlendirmek, onların anlattığı asıl hikâyeyi kaçırmak demektir. Kayseri sokaklarındaki Selçuklu eserleri, Hunat Hatun Camii'nden Suvermez Kervansarayı’na, Battal Gazi Camii'nden medreselere kadar, taş ustalarının yüzyıllar önce bıraktığı sessiz fermanlarla doludur. Dodurga, Salur, Afşar, Kayı ve Eymür boylarının tamgaları, bu taşlara nakşedilmiş birer kimlik belgesidir. Göktürk alfabesinin estetiğini andıran bu ince çizgiler, Anadolu'nun Türkleşme sürecinin ve 1071 Malazgirt vizyonunun Kayseri'de nasıl ete kemiğe büründüğünün en somut kanıtıdır. Bir belgeselci için bu tamgaları okumak, taşla konuşmak ve geçmişin fısıltısını dijital çağa tercüme etmektir.
Evliya Çelebi’nin Rehberliğinde Vakıf Medeniyeti
Yüzyıllar öncesinin toplumsal yapısını, çarşılarını, yollarını ve insanını anlamak için başvurulacak en temel kaynakların başında Evliya Çelebi ve onun ölümsüz eseri Seyahatname gelir. Evliya Çelebi yalnızca bir gezgin değil, eşsiz bir sosyal tarihçidir. Onun açtığı yoldan giderek Kayseri'ye bakıldığında, Mimar Sinan'ın mimari dehasının sadece estetik bir kaygıdan ibaret olmadığı anlaşılır. Camiyi merkeze alıp etrafını medrese, şifahane, imaret ve çeşmelerle ören, insanı ve toplumu yaşatmayı hedefleyen o büyük vakıf medeniyeti, Kayseri’nin ruhunu şekillendirmiştir.
Kayseri'nin 2027 Türk Dünyası Kültür Başkenti olması, bu kadim hafızanın yeniden keşfedilmesi, arşivlerin ışığında bilimsel çalışmaların yapılması ve tüm bu mirasın görsel bir hafızaya dönüştürülerek belgelenmesi için tarihi bir fırsattır. Şehirleri yaşatan onların hafızasıdır ve bu hafızayı kayda geçirmek, zamana noterlik yaparak tarihi geleceğe emanet etmektir.













Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir