Gazeteci ve Belgeselci İsmail Kahraman, 12 Ekim Gebze’nin düşman işgalinden kurtuluş yıl dönümü vesilesiyle kaleme aldığı makalede, kutlamaların yetersizliğine dikkat çekerek Kocaeli Valiliği ve Büyükşehir Belediyesi'ne tarihi bir çağrıda bulundu. Kahraman, "Şehitlerin hatırasına, tarihe ve millî hafızaya sahip çıkma günü" olarak tanımladığı 12 Ekim için kurumları göreve davet etti.

KOCAELİ VALİMİZ VE BÜYÜKŞEHİR BAŞKANIMIZA TARİHİ GÖREV: GEBZE’NİN DÜŞMAN İŞGALİNDEN KURTULUŞU NEDEN KUTLANMIYOR? 12 Ekim: Şehitlerin hatırasına, tarihe ve millî hafızaya sahip çıkma günü
12 Ekim, Gebze’nin düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümü. Ancak her yıl bu tarih geldiğinde aynı soruyu sormadan edemiyorum: Gebze’nin kurtuluş günü neden hak ettiği önemi görmüyor?
Yarım asrı aşan gazetecilik ve belgeselcilik hayatım boyunca tarihe not düşmeyi, yaşananları gelecek nesillere aktarmayı ve geçmişin unutulmaması için mücadele etmeyi bir görev bildim. Gebze’nin tarihi, Millî Mücadele yıllarında yaşadığı acılar ve düşman işgalinden kurtuluşu da yıllardır üzerinde durduğum konuların başında geliyor.
Ne yazık ki 12 Ekim geldiğinde, şehitlerimizin hatırasını yaşatacak, gençlerimize tarih bilinci kazandıracak ve Gebzelileri ortak bir tarih etrafında buluşturacak etkinliklerin yeterince düzenlenmediğini görüyoruz.
Oysa kurtuluş günleri yalnızca takvimlerde yer alan tarihler değildir. Bu günler, bağımsızlığımızın hangi fedakârlıklarla kazanıldığını hatırlama, şehitlerimizi anma ve gelecek nesillere tarih şuuru kazandırma fırsatıdır.


1980’Lİ YILLARDA GEBZE’NİN KURTULUŞ COŞKUSU
Gebze’nin kurtuluş etkinlikleriyle ilgili hafızamda önemli hatıralar var.
1980’li yılların sonlarında, dönemin Gebze Belediye Başkanı Mehmet Emin Akın’ın başkanlığında oluşturulan kutlama komisyonunda biz de görev aldık. O yıllarda Gebze’nin düşman işgalinden kurtuluşunun daha geniş kitlelere duyurulması ve halkın bu tarihî güne katılımının sağlanması için çalışmalar yaptık.
Askerî mehter takımını Gebze’ye getirerek kurtuluş yıl dönümünü mehter konseriyle kutladık. O günlerdeki heyecan, tarihimize ve millî değerlerimize sahip çıkmanın ne kadar önemli olduğunu gösteriyordu.
Aradan yıllar geçti. Gebze büyüdü, sanayileşti, nüfusu arttı. Yeni ilçeler doğdu. Fakat bu gelişmeye rağmen, şehrin tarihî hafızasının aynı ölçüde güçlendiğini söylemek ne yazık ki mümkün değil.
Bugün kendimize şu soruyu sormalıyız: Geçmişte gerçekleştirilen kurtuluş etkinliklerini daha ileriye taşımamız gerekirken neden aynı heyecanı sürdüremiyoruz?
KOCAELİ İŞGAL YILLARINDA BÜYÜK ACILAR YAŞADI
Kocaeli ve Gebze, Millî Mücadele döneminde stratejik konumları nedeniyle işgal güçlerinin baskısı altında kaldı. İngiliz ve Fransız kuvvetlerinin bölgedeki faaliyetleri, Yunan işgali ve işgal yıllarında yaşanan şiddet olayları, bölge halkının hafızasında derin izler bıraktı.
İşgal döneminde Kocaeli’nin farklı yerleşimlerinde siviller büyük acılar yaşadı. İzmit, Karamürsel ve Gebze çevresinde meydana gelen olayların tarihî belgeler ışığında araştırılması ve kamuoyuna aktarılması gerekiyor.
Karamürsel’de yaşanan mezalim, İzmit ve çevresindeki sivil kayıplar ve Gebze’deki Yunan işgali sırasında meydana gelen olaylar, yalnızca geçmişin hatıraları olarak görülmemelidir. Bunlar, arşiv belgeleriyle ortaya konulması, bilimsel çalışmalarla incelenmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması gereken tarihî konulardır.
Bölgemizin kurtuluş mücadelesi yalnızca cephede silah tutan askerlerin hikâyesinden ibaret değildir. Köyünü, evini, ailesini ve yurdunu korumak için mücadele eden insanların da bu tarihte önemli bir yeri vardır.
Bu sebeple Kocaeli’nin işgal yıllarına ilişkin belgeler, hatıralar, fotoğraflar ve sözlü tarih kayıtları bir araya getirilerek kapsamlı bir Millî Mücadele arşivi oluşturulmalıdır.




SERVETİYE CEPHESİ’NDEN BÜYÜK TAARRUZ’A UZANAN MÜCADELE
Kocaeli’nin Millî Mücadele tarihindeki yeri, gerektiği kadar bilinmiyor.
Yuvacık ve Servetiye çevresinde gelişen direniş hareketleri, bölgenin işgal güçlerine karşı mücadelesinde önemli bir yere sahiptir. Kocaeli Grubu bünyesinde yürütülen askerî faaliyetler ve gönüllü birliklerin Millî Mücadele’ye katkıları da bu tarihî bütünlük içerisinde ele alınmalıdır.
Sakarya Meydan Muharebesi’nde kazanılan zafer, Millî Mücadele’nin seyrini değiştiren önemli bir dönüm noktası oldu. 13 Eylül 1921’de sona eren Sakarya Meydan Muharebesi’nin ardından Büyük Taarruz’la kesin zafere giden yol açıldı.
Gebze’nin 12 Ekim 1922’de düşman işgalinden kurtuluşu da bu büyük mücadelenin bölgedeki önemli sonuçlarından biridir.
Sakarya’dan Büyük Taarruz’a, oradan Kocaeli ve Gebze’nin kurtuluşuna uzanan tarihî süreç, birbirinden kopuk olaylar şeklinde değil, Millî Mücadele’nin bütünlüğü içinde anlatılmalıdır.
Gençlerimize yalnızca zafer tarihlerini ezberletmek yeterli değildir. Bu zaferlerin hangi şartlarda kazanıldığını, Anadolu insanının ne tür fedakârlıklarda bulunduğunu ve bağımsızlığın hangi bedeller karşılığında elde edildiğini de anlatmalıyız.
GEBZE’NİN KURTULUŞ TARİHİ: 12 EKİM 1922
Gebze’nin kurtuluş tarihi konusunda geçmişte farklı tarihler dile getirildi. Bazı yayınlarda 17 Ekim 1922 tarihi de kullanıldı. Ancak dönemin Gebze Belediye Başkanı Sedat Tüze’nin Genelkurmay Başkanlığına yaptığı başvuru üzerine verilen resmî cevapta, Gebze’nin düşman işgalinden kurtuluş tarihi 12 Ekim 1922 olarak belirtildi.
Genelkurmay Başkanlığının İstiklâl Harbi arşivinden tespit ederek gönderdiği bilgilerin ve 10 Ocak 1979 tarihli resmî yazının tarihî önemi büyüktür.
Bu belge, Gebze’nin kurtuluş tarihinin doğru biçimde tespit edilmesi ve gelecek nesillere aktarılması açısından önemli bir kaynak niteliğindedir.
Gazetecilik ve belgeselcilik çalışmalarımızda arşiv belgelerinin önemini her zaman vurguladık. Çünkü tarih yalnızca anlatılanlardan ibaret değildir; belgelerle araştırılmalı, farklı kaynaklarla karşılaştırılmalı ve güvenilir bilgilerle gelecek kuşaklara aktarılmalıdır.
Gebze’nin kurtuluşuyla ilgili devlet arşivlerinde bulunan belgeler, yerel tarih araştırmaları ve dönemin tanıklıkları daha geniş biçimde kamuoyuna sunulmalıdır.
GEBZE’NİN KURTULUŞU SADECE BİR TÖREN MESELESİ DEĞİLDİR
Gebze’nin kurtuluş yıl dönümünü anarken yalnızca mehter konserleri, protokol konuşmaları ve resmî törenlerle yetinmemeliyiz.
Elbette bu etkinlikler önemlidir. Ancak asıl mesele, kurtuluşun anlamını yaşatmak ve şehrin tarihî kimliğini güçlendirmektir.
Bugün Gebze, Türkiye’nin en önemli sanayi ve yerleşim merkezlerinden biri. İstanbul ile Kocaeli arasında stratejik bir konuma sahip olan ilçemiz, hızlı büyümenin beraberinde getirdiği kentleşme, çevre, altyapı ve ulaşım sorunlarıyla da mücadele ediyor.
Geçmişte düşman işgalinden kurtulan Gebze’nin, bugün de şehrin geleceğini tehdit eden sorunlara karşı ortak akılla hareket etmesi gerekiyor.
Kurtuluş günleri vesilesiyle şu soruları da gündeme taşımalıyız:
Gebze’nin tarihî mirası yeterince korunuyor mu?
Gençlerimiz, yaşadıkları şehrin Millî Mücadele tarihini ne kadar biliyor?
Gebze’nin tarihî mekânları, arşivleri ve hatıraları gelecek nesillere aktarılabiliyor mu?
Deprem riski, çevre sorunları ve plansız kentleşme karşısında nasıl bir gelecek hazırlanıyor?
Gebze’den ayrılarak ilçe olan Darıca, Çayırova ve Dilovası ile birlikte bölgenin ortak tarih bilinci nasıl güçlendirilebilir?
Bu sorular, yalnızca 12 Ekim’de değil, yıl boyunca gündemimizde olmalıdır.
VALİLİK, BELEDİYELER VE ÜNİVERSİTELERE TARİHÎ SORUMLULUK
Gebze’nin kurtuluş günü, yerel yönetimlerin ve kamu kurumlarının ortaklaşa sahip çıkması gereken tarihî bir mirastır.
Kocaeli Valiliği, Gebze Kaymakamlığı, Gebze Belediyesi, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve üniversitelerimiz bu konuda daha kapsamlı çalışmalar yapabilir.
Tarih bölümleri, iletişim fakülteleri, araştırma merkezleri, sivil toplum kuruluşları ve yerel basın bir araya gelerek Gebze’nin Millî Mücadele tarihini araştırabilir.
Okullarda tarih söyleşileri düzenlenebilir, belgesel gösterimleri yapılabilir, arşiv belgelerinden oluşan sergiler hazırlanabilir. Gençler, yaşadıkları şehrin geçmişini araştırmaya teşvik edilebilir.
Gebze’nin kurtuluş günü için her yıl bir anma programı hazırlanması, şehitliklerde törenler düzenlenmesi, tarihî mekânların ziyaret edilmesi ve bilimsel toplantılar gerçekleştirilmesi mümkündür.
Ayrıca Gebze, Darıca, Çayırova ve Dilovası’nı kapsayan bir Gebze Bölgesi Millî Mücadele ve Kurtuluş Tarihi Projesi hazırlanabilir. Böylece bölgenin ortak tarihî mirası bir bütün olarak ele alınabilir.
Başka şehirlerin kurtuluş günleri için etkinlikler düzenleyen derneklerimizin, sivil toplum kuruluşlarımızın ve yerel yöneticilerimizin Gebze’nin kurtuluşuna da aynı duyarlılıkla yaklaşmasını beklemek en doğal hakkımızdır.
Bu çağrımız herhangi bir kurumu veya kişiyi suçlamak için değil, ortak tarihimize daha güçlü biçimde sahip çıkılması içindir.
BİR BELGESELCİNİN TARİHE NOTU
Gebze Gazetesi olarak yıllardır şehrimizin tarihini, kültürünü ve toplumsal hafızasını gündemde tutmaya çalışıyoruz. İlim Kültür Tarih Araştırmaları Merkezi bünyesinde yürüttüğümüz araştırmalar, belgesel çalışmalarımız ve yayınlarımızla geçmişin izlerini geleceğe taşımayı amaçlıyoruz.
Daha önce kaleme aldığımız “Sakarya Meydan Muharebesi’nden 12 Ekim Gebze’nin Kurtuluşuna” başlıklı yazımızda da bu tarihî bağa dikkat çekmiştik.
1989 yılında yayımlanan Gebze Belgeseli kitabımızdan başlayarak Gebze’nin tarihî geçmişi, işgal yılları ve kurtuluşu üzerine araştırmalar yaptık. Arşiv belgelerini, tarihî mekânları ve geçmişten günümüze ulaşan hatıraları kayıt altına almanın önemine inandık.
Bugün de aynı düşünceyle soruyoruz: Şehrimizin kurtuluşunu yalnızca bir gün hatırlayıp sonra unutmak doğru mu?
Tarihî hafızasını koruyamayan şehirler, zamanla kimliklerini de kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Gebze gibi köklü bir geçmişe ve önemli bir stratejik konuma sahip şehrimizin tarihî kimliğini yaşatmak hepimizin sorumluluğudur.
Tarihe not düşmek, zamana noterlik yapmak anlayışıyla, Gebze’nin kurtuluş tarihinin daha güçlü biçimde anılması için çağrımızı yineliyoruz.
SON SÖZ: GEBZE’NİN KURTULUŞU UNUTULMAMALI
12 Ekim 1922, Gebze’nin tarihindeki önemli dönüm noktalarından biridir. Bu tarih, bağımsızlığımız için mücadele edenlerin hatırasını yaşatmak ve millî hafızamızı güçlendirmek açısından büyük önem taşımaktadır.
Gebze’nin kurtuluşu daha geniş katılımlı törenlerle anılmalı, okullarda anlatılmalı, belgesellerle belgelenmeli ve bilimsel çalışmalarla gelecek kuşaklara aktarılmalıdır.
Gebze’nin kurtuluş günü, yalnızca resmî bir tarih olarak kalmamalı; şehrin ortak hafızasını, aidiyet duygusunu ve tarih bilincini güçlendiren bir buluşmaya dönüşmelidir.
Gebze’nin kurtuluşu neden yeterince kutlanmıyor? Bu soruya verilecek en güzel cevap, gelecek yıllarda daha güçlü, daha anlamlı ve daha kapsamlı anma programları düzenlemek olacaktır.
Şahsım ve yayın grubumuz adına, Gebze’nin düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümünü anıyor; Millî Mücadele’nin bütün kahramanlarını, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyorum.
Ruhları şad, mekânları cennet olsun.
İSMAİL KAHRAMAN Gazeteci – Belgeselci Belgeselcinin Not Defteri









Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir