Bölgenin yalnızca Hristiyanlık ve Bizans dönemi kaya kiliseleriyle değil, aynı zamanda köklü Türk-İslam medeniyetinin izleriyle de ön plana çıktığını vurgulayan belgesel ekibi, Evliya Çelebi’nin izinde Aksaray’ın Selçuklu mirasını mercek altına alıyor. Çekimler, Aksaray İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün rehberliğinde; 14 kilometre uzunluğundaki Ihlara Vadisi ile Selime’nin tarihi dokusu içerisinde gerçekleştiriliyor.

Kapadokya’da Bir Selçuklu Mührü: Selime Sultan Türbesi Belgesel çalışmaları kapsamında özellikle 13. yüzyıla tarihlenen Selime Sultan (Ali Paşa) Türbesi’ne dikkat çekiliyor. Bölgedeki Selçuklu imar hareketlerinin en önemli nişanelerinden biri olan sekizgen gövdeli ve külahlı kesme taş türbe, Türklerin Anadolu’yu yurt edinme sürecindeki kültürel inşasını yansıtıyor. Belgeselde, Aksaray’ın 1142 yılında Selçuklu hâkimiyetine girmesinin ardından Sultan II. Kılıçarslan döneminde nasıl ikinci bir payitaht niteliği kazandığı detaylarıyla işleniyor.
Farklı Medeniyetlerin Birlikteliği Belgesel ekibinin araştırmaları, coğrafyadaki kültürel hoşgörü ve sentezi de gözler önüne seriyor. Belisırma’daki Kırkdamaltı (Saint Georges) Kilisesi’nin freskleri arasında yer alan Selçuklu Sultanı II. Mesud tasviri, farklı inanç ve kültürlerin bu vadilerde yüzyıllar boyunca nasıl bir arada yaşadığının en somut kanıtı olarak izleyiciye aktarılıyor.

30 Yıllık Bir Tanıklık Çalışmalar, aynı zamanda tarihi bir vefa niteliği taşıyor. 1996 yılında Türkiye Gazeteciler Cemiyetlerinin Başkanlar Konseyi toplantısı vesilesiyle bölgeyi gezen gazeteci ve belgeselci ekip, tam 30 yıl sonra 2026’da aynı coğrafyada kameranın karşısına geçerek tarihe not düşmeye ve zamana noterlik yapmaya devam ediyor.

Hazırlanan belgeselin, Kapadokya destinasyonunda Aksaray’ın tarihi, doğası, inanç merkezleri ve yaşayan kültürüyle çok daha geniş çaplı tanıtılmasına büyük katkı sağlaması hedefleniyor.












Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir