Ana içeriğe geç

kocaeli haberleri , son dakika kocaeli haberleri , kocaeli , kocaeli olay, intihar cinayet haberleri , defin listesi , kocaeli haber , kocaeli spor haberleri

İsmail Kahraman
İsmail KahramanKöşe Yazarı

Balonların Gölgesindeki Derin Coğrafya: Kapadokya’yı Bir Medeniyet Kitabı Gibi Okumak

“Tarihe not düşmek, zamana noterlik yapmak…” Bazı coğrafyalar vardır; oradan ayrılırken valizinize sadece eşyalarınızı değil, asırların birikimini ve silinmez…

Balonların Gölgesindeki Derin Coğrafya: Kapadokya’yı Bir Medeniyet Kitabı Gibi Okumak

“Tarihe not düşmek, zamana noterlik yapmak…”

Bazı coğrafyalar vardır; oradan ayrılırken valizinize sadece eşyalarınızı değil, asırların birikimini ve silinmez hatıraları yüklersiniz. Aksaray ve geniş havzasıyla Kapadokya coğrafyası benim için tam da böyle bir eşiktir. İlk adımı 1983’te attığım, 1996’daki cemiyet buluşmasıyla perçinlenen ve tam 30 yıl sonra kadim dostların davetiyle yeniden tazelenen bu bağ, bana bir kez daha belgeselciliğin temel gayesini hatırlattı: Görünene değil, derindekine odaklanmak.

Bugün modern turizm endüstrisi Kapadokya’yı ekseriyetle peri bacaları, kayadan oyma butik oteller ve şafak vaktinde gökyüzüne yükselen rengârenk sıcak hava balonlarıyla resmediyor. Kuşkusuz bu görsel şölen benzersiz bir tabiat harikasıdır. Ancak Kapadokya’yı yalnızca estetik bir fotoğraf fonuna indirgemek, Anadolu’nun bu en kadim medeniyet atlasının sayfalarını çevirmeden kapağına bakıp geçmek demektir.

Perslerin "Katpatuka"sından bugüne miras kalan bu topraklar; Nevşehir merkezli olmak üzere Aksaray, Kayseri, Niğde ve Kırşehir hatlarını birleştiren devasa bir kültür havzasıdır. Bu coğrafyanın asıl kudreti, milyonlarca yıllık jeolojik volkanik tüf katmanlarının, insan dehası ve inanç harmanıyla nasıl biçimlendiğinde saklıdır. Derinkuyu ve Kaymaklı’nın dehlizlerinde insanın yeryüzü baskılarına karşı geliştirdiği mimari akıl ne ise; Melendiz Çayı’nın hayat verdiği Ihlara Vadisi boyunca kayalara nakşedilen erken Hristiyanlık freskleri ve manastır hayatı da odur.

Fakat madalyonun diğer yüzünü çevirdiğimizde karşımıza muazzam bir Türk-İslam ve Selçuklu mirası çıkar. İpek Yolu güzergâhında kervanların emniyetini sağlayan kervansaraylar, Selçuklu darüşşifaları, ulu camiler ve medreseler... İşte burada devreye bizim kadim "vakıf medeniyeti"miz girer. Kapadokya, yalnızca ibadethanelerin değil; sosyal adaletin, yolcuya ikramın, toplumsal dayanışmanın vakıf şuuruyla kurumsallaştığı bir merkezdir. Avanos’un çömlekçi tezgâhlarından çıkan kaplarda pişen testi kebabı, bağ bozumunun bereketi olan pekmez ve köftür, aslında o toprağın üretim hafızası ile gastronomi kültürünün nasıl etle tırnak olduğunun kanıtıdır.

Evliya Çelebi’nin yüzyıllar evvel Anadolu yollarında yaptığı seyyahlık gibi, bugün bizim de birer "zaman noteri" olarak Kapadokya’ya yeni bir gözle bakmamız şarttır. Bölgenin gelecekteki turizm vizyonu, sadece anlık görsel tüketime değil; ziyaretçiyi kadim üretim merkezleriyle (Aksaray’ın sanayi hafızası Azm-i Millî Un Fabrikası gibi), manevi duraklarıyla, yürüyüş ve dinginlik vadeden sağlık rotalarıyla buluşturan derinlikli bir idrake dayanmalıdır.

Aksaray’a hâkim bir tepede toprağa kavuşturduğumuz vefa fidanı, bu topraklara duyduğumuz hürmetin ve geleceğe bırakılmış bir dostluk nişanesinin simgesidir. Fidanlar serpilip boy atacak, kaydettiğimiz belgeseller zamana meydan okuyacak. Çünkü Kapadokya yalnızca seyredilecek bir manzara değil; satır satır okunacak, belgelenecek ve gelecek nesillere aktarılacak büyük bir Anadolu medeniyet kitabıdır.

İsmail KAHRAMAN

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın