Ana içeriğe geç

kocaeli haberleri , son dakika kocaeli haberleri , kocaeli , kocaeli olay, intihar cinayet haberleri , defin listesi , kocaeli haber , kocaeli spor haberleri

İsmail Kahraman
İsmail KahramanKöşe Yazarı

Suyun, Değirmenin ve Kameranın Tanıklığında Espiye Yedi Değirmenler

Karadeniz’in yeşiliyle mavisinin eşsiz bir uyumla buluştuğu Giresun’un Espiye ilçesi; dereleri, şelaleleri, tarihi değirmenleri ve zengin köy kültürüyle büyük…

Suyun, Değirmenin ve Kameranın Tanıklığında Espiye Yedi Değirmenler

Karadeniz’in yeşiliyle mavisinin eşsiz bir uyumla buluştuğu Giresun’un Espiye ilçesi; dereleri, şelaleleri, tarihi değirmenleri ve zengin köy kültürüyle büyük bir tabiat hazinesidir. Bu hazinenin en önemli duraklarından biri olan Yedi Değirmenler Tabiat Parkı, yıllara yayılan bir belgeselcilik ve gazetecilik hatırasının da merkezinde yer almaktadır. İlk kez 1998 yılında kameralarımızı çevirdiğimiz bu coğrafyanın doğal güzelliklerini, doğa koruma bilinciyle ve geleceğe bir belge bırakma gayesiyle kayıt altına aldık. Aradan geçen zaman içinde, 2017 yılında Doğa Koruma ve Milli Parklar Giresun Şube Müdürlüğü ile birlikte bu bölgeyi yeniden belgeleyerek birçok televizyon kanalında yayınlanmasına vesile olduk. Zamanın, teknolojinin ve yayın mecralarının değişmesine rağmen tabiatın o görkemli sesinin hiç değişmediğine şahitlik ettik. 17 Eylül 2026 tarihi itibarıyla, yıllara sari olan bu köklü belgesel yolculuğumuz TGRT Belgesel ekranlarında izleyicilerle bir kez daha buluştu.

Espiye ilçe merkezine yirmi sekiz kilometre uzaklıkta, Yeniköy, Akkaya ve Avluca köyleri sınırlarında yer alan ve 2013 yılında tabiat parkı ilan edilen 103 hektarlık Yedi Değirmenler, sıradan bir piknik alanının çok ötesinde bir anlama sahiptir. Bölge; su ile insan emeğinin buluştuğu tarihi değirmenleri, mağaraları, obrukları ve yüksekliği otuz beş ile kırk metreyi bulan görkemli şelaleleriyle bir açık hava müzesi niteliği taşır. Geleneksel taş yapı özelliklerini ve mekanizmasını koruyan Abdoğlu Değirmeni gibi yapılar, Karadeniz insanının yüzyıllar boyunca suyu sadece içmek için değil, üretmek ve alın terini ekmeğe dönüştürmek için nasıl kullandığının canlı birer kanıtıdır. Bu tarihi mekanizmalar; suyun hayat, üretim, köy ve medeniyet demek olduğunu bizlere fısıldar. Yağmurun ve kaynakların beslediği, kayaların arasından ince bir perde ya da güçlü bir nehir gibi akan bu sular, tabiatın kendi yazdığı senaryoyu sergilerken; belgeselciler olarak bizler sadece kameramızı açıp bu eşsiz senaryoya tanıklık ederiz.

Yedi Değirmenler güzergâhında doğanın bir başka mucizesi olan Pangal Şelalesi de Gelivera Deresi üzerinde yöre insanının uzun yıllardır bütünleştiği çok özel bir noktadır. Espiye’nin Soğukpınar beldesi çevresinde yer alan bu şelale, sadece görsel bir şölen sunmakla kalmaz, aynı zamanda sıcak yaz günlerinde yöre halkının serinlediği ve tabiatla iç içe vakit geçirdiği bir yaşam alanı olma özelliği taşır. Bir doğal güzelliğin gerçek bir değere dönüşmesi; önce yöre halkı tarafından sahiplenilmesiyle, ardından fotoğrafçıların, gazetecilerin ve belgeselcilerin oraya adım atmasıyla başlar. Haberlere ve belgesellere konu olan bu alanlar zamanla kitleler tarafından tanınır. Ancak tanıtım kadar hayati olan bir diğer konu da korumadır. Şelaleleri, ormanları, değirmenleri ve obrukları korumadan; bilimsel araştırmalara ve sürdürülebilir turizm anlayışına dayanmadan gelecek kuşaklara bir miras bırakmak mümkün değildir.

Biz belgeselciler için Yedi Değirmenler ve çevresi, salt bir coğrafya değil, geçmişle gelecek arasında köprü kuran paha biçilemez bir zaman kapsülüdür. Yüksek çözünürlüklü cihazların ve dijital medyanın olmadığı yıllarda zor şartlarda kasetlere kaydettiğimiz bir ağacın, bir şelalenin ya da bir köy insanının görüntüsü, zamanın dönüştürücü etkisine karşı verilmiş bir hafıza mücadelesidir. İlim Kültür Tarih Araştırmaları Merkezi (İKTAV) bünyesinde ve Devr-i Âlem belgesel programları aracılığıyla dünyanın dört bir yanında sürdürdüğümüz bu çaba; gezmek, görmek, araştırmak ve geleceğe bırakmak ilkelerine dayanmaktadır. 1998’den 2017’ye, oradan da 2026’ya uzanan bu kesintisiz yolculukta değişmeyen tek mesleki ilkemiz; tarihe not düşmek ve zamana noterlik yapmaktır. Suyun hafızası ve kameranın tanıklığıyla Karadeniz'in yazdığı bu eşsiz destan, gelecek nesillerin emaneti olarak ekranlarda yaşamaya ve zamana meydan okumaya devam edecektir.

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın