KOCAELİ – Yarım asrı aşan meslek hayatı boyunca dünyanın pek çok coğrafyasında tarihi ve kültürel araştırmalar yürüten Araştırmacı Gazeteci, Belgeselci ve İlim Kültür Tarih ve Teknoloji Araştırmaları Vakfı (İKTAV) Kurucusu İsmail Kahraman, 2014 yılında İran’da gerçekleştirdiği saha çalışmalarının detaylarını ve araştırma notlarını yayımladı.


İran coğrafyasının yalnızca güncel siyasi gelişmelerle değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Kahraman; Türkistan, İran, Anadolu ve Orta Asya arasında kültür alışverişinin gerçekleştiği, İpek Yolu kervanlarının geçtiği bu tarihi havzadaki ortak mirası yerinde belgelediklerini ifade etti.
TUS VE NİŞABUR’DA İLİM VE EDEBİYAT DÜNYASININ İZLERİ
Saha araştırmasının ilk duraklarından biri olan ve bugünkü Meşhed yakınlarında bulunan tarihi Tus şehrinde incelemelerde bulunan belgesel ekibi, Abbasi Halifesi Harun Reşid ve İmam Rıza külliyesinin tarihi gelişimini kayıt altına aldı. Zaman içinde değişime uğrayan kadim şehirlerin yalnızca kitap sayfalarında kalmaması, yerinde yapılan araştırmalarla yeniden gündeme taşınması gerektiğine dikkat çekildi.
Tus’un ardından İpek Yolu’nun ve Selçuklu tarihinin önemli merkezlerinden Nişabur’a geçen İsmail Kahraman ve ekibi, burada edebiyat, felsefe, matematik ve tasavvuf dünyasının iki büyük ismi olan Feridüddin Attar ile Ömer Hayyam’ın türbelerini görüntüledi.
Nişabur’daki gözlemlerini aktaran Kahraman, şu değerlendirmelerde bulundu: “Mantıku’t-Tayr ve Tezkiretü’l-Evliya gibi eserleriyle tanınan Feridüddin Attar’ın türbesini ziyaret ederken, Mevlâna başta olmak üzere sonraki yüzyılların düşünce dünyasını etkileyen büyük bir tasavvuf geleneğinin izlerini sürdük. Aynı şehirde Sultan Melikşah döneminin ünlü matematikçisi, astronomu ve şairi Ömer Hayyam’ın da türbesinin bulunması, bilimsel araştırmalar ile edebi üretimin aynı kültür coğrafyasında nasıl iç içe geçtiğini ortaya koyuyor. Ayrıca Nişabur’da devam eden yeşim taşı işçiliği ve geleneksel zanaat kültürü de şehrin ekonomik ve kültürel tarihinin yaşayan bir parçası olarak belgelendi.”

BİSTAM VE HARAKAN’DAN ANADOLU’YA KURULAN MANEVİ KÖPRÜ
Nişabur’un ardından İran’ın kuzeydoğusu ile iç kesimlerini birbirine bağlayan Semnan ve Şahrud güzergâhındaki tarihi ticaret ve ziyaret yollarını inceleyen ekip, Bistam ve Harakan’da tasavvuf tarihinin önemli merkezlerini kayıt altına aldı.
Bistam’da erken dönem İslam tasavvufunun önemli isimlerinden Beyazıd-ı Bestami’nin türbesi ve farklı dönemlere ait mimari yapıları barındıran tarihi külliyede akşam saatlerinde çekimler gerçekleştiren Kahraman, yetkililerden bilgi alarak İslam mimarisinin ve ziyaret kültürünün bölgedeki gelişimini inceledi.
Araştırmanın devamında Bistam’ın kuzeyindeki Harakan köyüne geçen ekip, 963-1033 yılları arasında yaşamış sufi şeyhi Ebu’l-Hasan Harakani’nin türbesini ziyaret etti. Harakani’nin Anadolu tasavvuf geleneği açısından önemine değinen Kahraman, “Kars’ta da Ebu’l-Hasan Harakani’nin adıyla ilişkilendirilen bir makam ve ziyaret geleneği bulunmaktadır. İran’daki tarihi türbe ile Anadolu’daki makamın niteliğini tarihi kaynaklar ışığında ayırmak; bu ortak mirası belgeler, kitabeler ve seyahatnameler üzerinden karşılaştırmalı olarak incelemek gerekir” ifadelerini kullandı.
“HORASAN ORTAK BİR MEDENİYET ALANIDIR”
Türk-İslam medeniyetinin tarihi araştırılırken bugünkü siyasi sınırların geçmişe aynen taşınmaması gerektiğini vurgulayan Kahraman, araştırmanın sonuçlarına ilişkin şunları kaydetti:
“Anadolu’da, İran’da ve Türkistan’da birbirinden uzak görünen pek çok yer, aslında ortak bir ilim ve tasavvuf tarihinin halkalarıdır. Horasan; Türk, İran, Arap ve diğer toplulukların farklı dönemlerdeki katkılarıyla şekillenmiş ortak bir medeniyet alanıdır. Devr-i Âlem belgesel çalışmalarımızın temel amacı; dünyayı gezmek, tarihi yerinde araştırmak, belgeleri gün yüzüne çıkarmak ve kültürel mirasın korunmasına katkıda bulunmaktır. İran’da çektiğimiz görüntüler ve tuttuğumuz notları belgeseller, yazılar ve yayınlar aracılığıyla araştırmacılarla ve kamuoyuyla paylaşmayı sürdüreceğiz.”







Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir