Ana içeriğe geç

kocaeli haberleri , son dakika kocaeli haberleri , kocaeli , kocaeli olay, intihar cinayet haberleri , defin listesi , kocaeli haber , kocaeli spor haberleri

Emre Kahraman
Emre KahramanKöşe Yazarı

KİMLER KİMLERİN YANINDA?

Bu hayatta herkesin bir yeri var.

Bu hayatta herkesin bir yeri var. Ama asıl mesele nerede durduğun değil, kimin yanında durduğundur!

Öyle bir zamandan geçiyoruz ki…

Dostlukların menfaate, sadakatin hesaba, vefanın pazarlığa dönüştüğü bir zaman.

İnsanların yüzüne gülenlerin arkasından kuyu kazdığı, dün birbirine düşman olanların bugün aynı masada kadeh kaldırdığı, dün omuz omuza yürüyenlerin bugün birbirini tanımazdan geldiği bir dönem…

Sormak gerekiyor:

Kimler kimlerin yanında?

Kimler haklının yanında, kimler güçlünün gölgesinde?

Kimler dostunun arkasında, kimler çıkarının peşinde?

Kimler adam gibi duruyor, kimler rüzgâr nereden eserse oraya savruluyor?

Çünkü bu memlekette artık bazı insanların fikri değil, fiyatı var!

Dün savunduğunu bugün satanlar, dün yerden yere vurduğunun bugün önünde düğme ilikleyenler var.

Daha düne kadar birbirinin yüzüne bakmayanların, bugün aynı fotoğraf karesine girebilmek için yarıştığını görüyoruz.

Üstelik utanmadan!

Sanki dün söylenen sözler hiç söylenmemiş, edilen yeminler hiç edilmemiş, verilen sözler hiç verilmemiş gibi…

Ne çabuk unuttunuz be kardeşim!

Dün kimlerle yürüdüğünüzü, kimlerin sofrasında oturduğunuzu, kimlerin sayesinde bir yerlere geldiğinizi ne çabuk unuttunuz!

İşiniz düşünce kapısını aşındırdığınız insanları, işiniz bitince tanımaz oldunuz.

Bir zamanlar sırtınızı yasladığınız insanlara, bugün sırtınızı döndünüz.

Yetmedi…

Bir de onların karşısına geçip ahkâm kesmeye başladınız.

İşte insanın gerçek karakteri tam da burada ortaya çıkıyor.

Çünkü karakter, işler yolundayken sergilenen bir gösteri değildir.

Karakter, menfaatinle vicdanın karşı karşıya geldiğinde yaptığın tercihtir!

Bugün etrafınıza bir bakın.

Makam sahiplerinin etrafında pervane olanlara bakın.

Güç kimdeyse onun yanında saf tutanlara bakın.

Dün eleştirdikleri insanları bugün yere göğe sığdıramayanlara bakın.

Bir koltuk, bir ihale, bir iş, bir unvan, bir fotoğraf uğruna kırk yıllık dostluğunu çöpe atanlara bakın.

Sonra da çıkıp bize dostluktan, vefadan, ilkeden, ahlaktan bahsetmesinler!

Hadi oradan!

Sizin dostluğunuz gücün bittiği yerde bitiyor.

Sizin sadakatiniz menfaatin tükendiği yerde tükeniyor.

Sizin doğrularınız, oturduğunuz masaya göre değişiyor.

En acısı da ne biliyor musunuz?

Bu insanların çoğu kendisini çok akıllı sanıyor.

Herkesi idare ettiğini, her kapıyı açık tuttuğunu, her dönemin adamı olmayı başardığını düşünüyor.

Oysa herkes görüyor.

Kimlerin hangi kapıda beklediğini…

Kimlerin kimin önünde eğildiğini…

Kimlerin kime yaranmak için kırk takla attığını…

Kimlerin dün söylediğini bugün yuttuğunu…

Sadece herkes konuşmuyor diye kimse bilmiyor sanmayın!

Sessizlik, bazen cehaletten değil, insanların seviyesine inmeyi reddetmekten kaynaklanır.

Ve unutmayın…

Bir insanın gerçek yüzünü görmek istiyorsanız ona biraz güç verin.

Bir insanın gerçek dostluğunu görmek istiyorsanız elinizdeki gücü alın.

İşte o zaman maskeler düşer.

Telefonlar susar.

Masalar boşalır.

Kalabalıklar dağılır.

Dün etrafınızda fır dönenler, bugün sizi görmemek için yolunu değiştirir.

Ama birileri kalır.

Ne makamınıza bakar ne paranıza.

Ne kazandığınızla ilgilenir ne kaybettiğinizle.

Siz düştüğünüzde elinizi tutar.

Herkes arkasını döndüğünde yanınızda durur.

İşte dost dediğin odur!

Diğerleri mi?

Onlar dost değil, şartların bir araya getirdiği kalabalıklardır.

Şunu da açıkça söyleyelim:

Biz kimsenin kiminle oturduğuna, kiminle çay içtiğine, kiminle fotoğraf çektirdiğine karışmayız.

Herkes istediği masaya oturabilir.

Ama dün başka bir masada ahlak dersi verip bugün menfaat uğruna tam karşısındaki masaya geçenlerin de bize omurgadan bahsetmesine müsaade etmeyiz!

Çünkü mesele masa değiştirmek değil.

Mesele, masa değiştirirken karakterini de değiştirmek!

Bugün güçlü olan yarın güçsüz kalabilir.

Bugün alkışlanan yarın yalnızlaşabilir.

Bugün kapısında kuyruk olunanın yarın telefonları çalmayabilir.

Hayat böyle.

Makamlar geçici.

Paralar geçici.

Unvanlar geçici.

Ama insanın arkasında bıraktığı iz kalıcı.

Ve tarih, sadece kazananları değil, kimin hangi gün kimin yanında durduğunu da yazar.

O yüzden kimse bugünkü kalabalığına güvenmesin.

Kalabalık olmak haklı olmak değildir.

Güçlüye yakın olmak itibarlı olmak değildir.

Her masada sandalye bulmak, adam yerine konulmak değildir.

Bazıları her masaya oturur ama hiçbir masada ağırlığı olmaz!

Bizim derdimiz kimin kazandığı, kimin kaybettiği değil.

Bizim derdimiz, insanın kendisini kaybetmemesi.

Dün söylediği sözün bugün arkasında durabilmesi.

Bir dostunun yüzüne bakarken utanmaması.

Ve en önemlisi, aynaya baktığında gördüğü insandan kaçmaması.

Şimdi yeniden soruyorum:

KİMLER KİMLERİN YANINDA?

Kimler gerçekten dost?

Kimler sadece fırsat kolluyor?

Kimler inandığı için yürüyor?

Kimler kazanacak tarafa geçmek için pusuda bekliyor?

Kimler dik duruyor?

Kimler eğildiğinin bile farkında değil?

Cevapları aslında hepimiz biliyoruz.

İsim vermeye gerek yok.

Çünkü bu yazıyı okurken rahatsız olanlar, hangi cümlenin kendilerine dokunduğunu çok iyi anlayacaktır.

Ve son söz…

Biz kimin yanında durduğumuza dikkat ederiz. Çünkü insanın değeri, yanında durduğu insanlarla da ölçülür.

Herkesin bir hesabı olabilir.

Herkesin bir planı olabilir.

Herkesin bir beklentisi olabilir.

Ama herkesin bir karakteri olmayabilir!

Unutmayın:

Dün kimin yanında olduğunuzu unutturabilirsiniz. Bugün kimin yanında olduğunuzu gizleyebilirsiniz. Ama yarın hangi tarafta durduğunuzun hesabını, önce kendi vicdanınıza vereceksiniz.

Ve bazı hesaplar vardır ki…

Ne parayla kapanır ne makamla.

Çünkü insan her şeyini kaybedip yeniden kazanabilir. Ama karakterini kaybettiğinde, geriye kazanacak bir insan kalmaz!

Kalın sağlıcakla…

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın