Ana içeriğe geç

kocaeli haberleri , son dakika kocaeli haberleri , kocaeli , kocaeli olay, intihar cinayet haberleri , defin listesi , kocaeli haber , kocaeli spor haberleri

İsmail Kahraman
İsmail KahramanKöşe Yazarı

İzmit Körfezi’nden Toroslar’a Havadan Devr-i Âlem: Gökyüzünden Tarihe Not Düşmek

Halk arasında sıkça dile getirilen “Yediğin, içtiğin senin olsun; gördüklerini anlat!” sözü, aslında seyahat kültürümüzün özünü oluşturur.

İzmit Körfezi’nden Toroslar’a Havadan Devr-i Âlem: Gökyüzünden Tarihe Not Düşmek

Halk arasında sıkça dile getirilen “Yediğin, içtiğin senin olsun; gördüklerini anlat!” sözü, aslında seyahat kültürümüzün özünü oluşturur. Ancak bir gazeteci ve belgeselci gözüyle baktığımızda, gördüklerimizi yalnızca anlatmak yeterli değildir. Tanıklık ettiğimiz manzaraları yorumlamak, geçmişle bugün arasında köprü kurmak ve yaşadığımız coğrafyanın binlerce yıllık mirasını kayıt altına alarak gelecek kuşaklara aktarmak mecburiyetindeyiz. Çünkü bilgi ve belgeler paylaşıldıkları ölçüde değer kazanır; görsel ve yazılı hafızaya dönüştürülmeyen her değer, zamanın akışı içinde kaybolma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Yıllardır elimizde kameramız, bugün ise aynı zamanda cep telefonlarımızla gerçekleştirdiğimiz belgesel çalışmalarının temel gayesi budur. Bu anlayışla çıktığımız Antalya yolculuğumuz, Marmara’dan Akdeniz’e uzanan eşsiz bir coğrafyayı gökyüzünden okuma ve belgesel tadında kayıt altına alma fırsatına dönüştü.

İzmit Körfezi’nden Toroslar’a Havadan Devr-i Âlem: Gökyüzünden Tarihe Not Düşmek

Gökyüzünden Marmara’nın Işıklı Şehirleri ve İzmit Körfezi

Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan havalanan uçağımız yükseldikçe, gecenin karanlığıyla sabahın ilk ışıklarının buluştuğu o saatlerde Marmara coğrafyası adeta ışıklarla işlenmiş büyük bir tabloyu andırıyordu. Tuzla, Aydınlı, Tepeören ve Şekerpınar’ın ardından; yıllardır sokaklarında yürüdüğümüz, tarihini ve insanlarını yakından tanıdığımız Bayramoğlu, Darıca, Gebze ve Dilovası bambaşka bir bütünlük içinde karşımıza çıktı.

İnsan, her gün adımladığı bir şehri binlerce metre yukarıdan seyrettiğinde onu yeniden keşfediyor. Gebze’nin yerleşim dokusu, Dilovası’nın sanayi bölgeleri ve Darıca’nın sahilleri, coğrafyayla kurdukları ilişkiyi gökyüzünden çok daha net anlatıyor. Belgeselcilik de tam olarak budur: Sadece görüntüyü kaydetmek değil, görünenin ardındaki hikâyeyi ve tarihsel derinliği aramaktır.

Uçağımız İzmit Körfezi üzerinde ilerlerken bir tarafta Gebze, Darıca ve Dilovası; karşı yakada ise Yalova, Altınova ve Karamürsel uzanıyordu. Körfezin iki yakasını birleştiren Osmangazi Köprüsü, devasa bir mühendislik eseri olmasının ötesinde, geçmişle bugün arasında düşünsel bir bağ kurmamıza vesile oldu. Bugün dakikalar içinde aşılan bu su yolu, modern ulaşım imkânlarının olmadığı yüzyıllarda küreklerle, yelkenlerle ve küçük kayıklarla saatler, hatta günler süren meşakkatli yolculuklara sahne oluyordu.

Karşı kıyıda beliren Karamürsel, Altınova ve Yalova sahilleri ise Osmanlı Beyliği’nin denizlere açılma serüvenini hatırlatıyordu. Orhan Gazi döneminde Karamürsel çevresinde filizlenen tersanecilik ve gemicilik faaliyetleri, yalnızca ekonomik birer girişim değil, devletin ufkunu genişleten büyük bir medeniyet hamlesiydi. Nitekim Dilovası’nın Demirciler Köyü çevresindeki tarihî vakıf kayıtları ve eski kaynaklarda geçen "Gemiciler Köyü" izleri, körfezin her iki yakasının da köklü bir denizcilik ve vakıf mirasıyla yoğrulduğunu göstermektedir.

Bursa Ovası, Uludağ ve Su Medeniyetimiz

Şafak söküp güneşin ilk ışıkları Samanlı Dağları ve Kartepe zirvelerini aydınlatırken, rotamız bizi verimli Bursa Ovası’na ve ihtişamlı Uludağ’a ulaştırdı. Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı katmanlarını barındıran İznik Gölü havzası ile Osmanlı’nın kurucu şehri Bursa, gökyüzünden bakıldığında binlerce yıllık insanlık tarihinin canlı bir panoramasını sunuyordu.

İzmit Körfezi’nden Toroslar’a Havadan Devr-i Âlem: Gökyüzünden Tarihe Not Düşmek

Yıllarca eteklerinde dolaştığımız ve zirvelerine tırmandığımız Uludağ’a yukarıdan bakarken, dağın şehir hayatıyla kurduğu kadim ilişkiyi, yani "su medeniyetimizi" düşündüm. Ecdadımız, Uludağ’ın karlı zirvelerinden süzülen suları yalnızca tüketilen bir kaynak olarak görmemiş; kurduğu su vakıfları, su yolları, çeşmeler, sebiller ve hamamlarla suyu bir hayır ve medeniyet hizmetine dönüştürmüştür. Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde de geniş yer bulan Bursa’nın su kültürü ve "Müftü Suyu" gibi tarihî vakıf kayıtları, suyun "aziz" bilindiği bir medeniyet tasavvurunun günümüze ulaşan en kıymetli belgeleridir.

İzmit Körfezi’nden Toroslar’a Havadan Devr-i Âlem: Gökyüzünden Tarihe Not Düşmek

Toroslar’ın Heybeti ve Akdeniz’e İniş

Marmara’nın şehirlerini ve Batı Anadolu’nun ovalarını geride bırakırken, Anadolu coğrafyasının bir diğer anıtsal silsilesi olan Toros Dağları karşımıza çıktı. Yıllar boyunca yamaçlarında belgeseller çektiğimiz, tarihî ve kültürel izlerini sürdüğümüz Toroslar, sabah güneşinin altında milyonlarca yıllık tabiat geçmişini ve barındırdığı Yörük-Türkmen kültürünü tüm heybetiyle sergiliyordu.

Toroslar’ın sarp zirvelerini aşıp alçalmaya başladığımızda ise Akdeniz’in masmavi suları ve dağlarla denizin kucaklaştığı eşsiz kıyı şeridi belirdi. Marmara’dan Akdeniz’e uzanan bu yolculuk, Anadolu’nun her karış toprağının ayrı bir tabiat ve tarih hazinesi olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Zamana Noterlik Yapmak

Şehirler hızla büyür, yollar ve köprüler yenilenir, insanların yaşam biçimleri dönüşür. Bugün gökyüzünden cep telefonlarımızla ve kameralarımızla kaydettiğimiz bu görüntüler, bundan yirmi-otuz yıl sonra şehirlerin ve coğrafyanın nasıl bir değişim geçirdiğini belgeleyen birer tarihî vesikaya dönüşecektir.

İlim Kültür Tarih Araştırmaları Merkezi (İKTAV) ve Devr-i Âlem belgesel programı olarak yıllardır sürdürdüğümüz çaba, yalnızca bir yayıncılık faaliyeti değil, geçmişin izlerini geleceğe taşıma sorumluluğudur. Gördüklerimizi anlamlandırmak, doğrulamak, dijital arşivlerle koruma altına almak ve paylaşmak, bu topraklara olan vefa borcumuzdur.

İzmit Körfezi’nden Uludağ’a, Toroslar’dan Akdeniz’e uzanan bu havadan Devr-i Âlem yolculuğumuzla bir kez daha tarihe not düşüyor, zamana noterlik yapıyoruz. Selam olsun geçmişin izlerini araştıranlara, bugünü belgeleyenlere ve geleceğe kültürel miras bırakmak için emek verenlere…

 İsmail KahramanGazeteci – Belgeselci / İKTAV ve Devr-i Âlem Belgesel Programı 

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın