Ana içeriğe geç

kocaeli haberleri , son dakika kocaeli haberleri , kocaeli , kocaeli olay, intihar cinayet haberleri , defin listesi , kocaeli haber , kocaeli spor haberleri

İsmail Kahraman
İsmail KahramanKöşe Yazarı

HORASAN MEDENİYETİNİN İZİNDE: İRAN’DA GAZETECİLİK VE BELGESELCİLİK HATIRALARIM

Belgeselcinin Not Defteri: Attar’dan Ömer Hayyam’a, Beyazıd-ı Bestami’den Ebu’l-Hasan Harakani’ye Tarih Yolculuğu Yarım asrı aşan gazetecilik ve belgeselcilik…

HORASAN MEDENİYETİNİN İZİNDE: İRAN’DA GAZETECİLİK VE BELGESELCİLİK HATIRALARIM

Belgeselcinin Not Defteri: Attar’dan Ömer Hayyam’a, Beyazıd-ı Bestami’den Ebu’l-Hasan Harakani’ye Tarih Yolculuğu

Yarım asrı aşan gazetecilik ve belgeselcilik hayatım boyunca dünyanın pek çok ülkesinde saha araştırmaları yaptım. Gezdiğimiz coğrafyaları yalnızca görmekle yetinmedik; tarihin izlerini sürmeye, kültür ve medeniyet mirasını araştırmaya ve tanıklık ettiklerimizi belgesel kameralarımızla kayıt altına almaya çalıştık.

b04d8bcb-e1bd-4c73-8f54-ee1b1682cc0f.JPEG

b2be20fb-2d78-4a63-8aa7-7a2915e3c0a1 (1).JPEG

0d5bb927-8e2c-451a-a6cf-cc66939fcaca.JPEG

2014 yılında İran’da gerçekleştirdiğimiz saha araştırmaları, bu çalışmalarımızın en önemli duraklarından biriydi. Horasan medeniyetinin kadim şehirlerinden yola çıkarak Tus, Nişabur, Semnan, Şahrud, Bistam ve Harakan’a uzanan kapsamlı bir yolculuk gerçekleştirdik. Dağları, vadileri ve ovaları aşarken yalnızca fiziksel bir coğrafyayı değil; asırlar boyunca ilim, tasavvuf, edebiyat ve ticaret hayatına yön vermiş büyük bir medeniyetin izlerini takip ettik.

İran denildiğinde akla yalnızca günümüzün siyasi gelişmeleri gelmemelidir. Bu topraklar; Türkistan, İran, Anadolu ve Orta Asya arasında kültür alışverişinin gerçekleştiği, İpek Yolu kervanlarının geçtiği, büyük âlimlerin, şairlerin ve mutasavvıfların yetiştiği tarihî bir havzadır. Bizim gayemiz de bu ortak mirası yerinde araştırmak, belgelemek ve gelecek nesillere aktarmaktı.

Tus: Horasan Tarihinin Hüzünlü Sayfaları

Yolculuğumuzun ilk önemli duraklarından biri, bugünkü Meşhed yakınlarında bulunan tarihî Tus şehriydi. Meşhed’in İmam Rıza’nın türbesi etrafında gelişerek bugünkü önemini kazanmasından önce, Tus ve Nişabur bölgenin en önde gelen merkezleri arasında yer alıyordu.

Tus’un tarihini incelerken Abbasi Halifesi Harun Reşid’i de hatırlamak gerekir. 786-809 yılları arasında halifelik yapan Harun Reşid, 809 yılında Tus’ta hayatını kaybetmiş; İmam Rıza da daha sonra Harun Reşid’in mezarıyla ilişkilendirilen bu tarihî alanın içine defnedilmiştir. Bugün Meşhed’de bulunan büyük türbe külliyesi, yüzyıllar içinde yapılan ilavelerle günümüzdeki halini almıştır.

Tus’un sokaklarında ve kalıntıları arasında dolaşırken, bir zamanlar bölgesel yönetim ve kültür hayatına yön veren şehirlerin zaman içinde nasıl değiştiğini, bazı eserler ayakta kalırken bazılarının nasıl kaybolduğunu görmek insanı derinden düşündürüyor. Tus’tan ayrılırken zihnimizde tek bir soru vardı: Bu kadim şehirlerin tarihi yalnızca kitap sayfalarında mı kalmalı, yoksa yerinde yapılan araştırmalarla yeniden gündeme mi taşınmalı? Biz ikinci yolu seçerek kameralarımızla ve notlarımızla bu mirası kayıt altına aldık.

İlim, Şiir ve Bilimin Başkenti: Nişabur

Tus’tan sonraki durağımız, Horasan tarihinin en parlak merkezlerinden biri olan Nişabur oldu. Sâsânîler döneminden itibaren gelişen ve İslam döneminde idari, ekonomik ve kültürel bakımdan zirveye ulaşan Nişabur; Orta Asya, Çin ve Afganistan’a uzanan İpek Yolu ticaret ağının kilit noktalarından biriydi. Selçuklu tarihinde de müstesna bir yere sahip olan şehir, yalnızca siyasi tarihiyle değil; edebiyatın, felsefenin, matematiğin, hadis ilminin ve tasavvufun geliştiği bir ilim çevresi olmasıyla da hafızalarda yer edinmiştir.

Feridüddin Attar ve Tasavvuf Mirası

Nişabur’da ilk ziyaret ettiğimiz yerlerden biri, 12. yüzyılın sonları ile 13. yüzyılın başlarında yaşayan büyük mutasavvıf ve şair Feridüddin Attar’ın türbesiydi. Nişabur’da doğup vefat ettiği kabul edilen ve Mantıku’t-Tayr ile Tezkiretü’l-Evliya gibi ölümsüz eserleriyle tanınan Attar’ın kabri başında bulunurken, yalnızca bir şairi anmıyorduk; Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî başta olmak üzere sonraki yüzyılların düşünce dünyasını şekillendiren büyük bir tasavvuf geleneğinin izlerini sürüyorduk. Türk-İslam kültür tarihinin önemli konularından biri olan Attar ve Mevlâna arasındaki manevi ve edebî bağ incelenirken, tarihî belgelerle sonraki dönemlerde oluşan menkıbeleri birbirinden titizlikle ayırmak gerekir.

Ömer Hayyam ve Bilim Tarihi

Nişabur denildiğinde akla gelen bir diğer büyük şahsiyet, Selçuklu döneminin dünyaca ünlü matematikçisi, astronomu ve şairi Ömer Hayyam’dır. Sultan Melikşah döneminde yürütülen Celâlî Takvimi çalışmalarıyla bilim tarihimizde özel bir yere sahip olan Hayyam’ın Nişabur’daki türbesi, şehrin en önemli ziyaret noktalarındandır. Hayyam ve Attar’ın hatıralarını aynı şehirde takip etmek, bilimsel araştırmalar ile edebî ve tasavvufi üretimin aynı kültür coğrafyasında nasıl iç içe geçtiğini görmek açısından son derece kıymetliydi.

Nişabur’un Taş İşçiliği

Nişabur’daki saha gözlemlerimiz sırasında dikkatimizi çeken bir diğer unsur da bölgenin değerli ve yarı değerli taş işçiliği oldu. Özellikle yeşim ve firuze taşlarının işlendiği ve alıcılarla buluştuğu çarşıları gezmek, tarihî şehirlerin yalnızca geçmişteki ilim ve siyaset hayatıyla değil, günümüzde yaşayan geleneksel zanaatları ve ticari kültürleriyle de incelenmesi gerektiğini bir kez daha hatırlattı.

Semnan ve Şahrud’dan Bistam ve Harakan’a: Maneviyat Yolları

Nişabur’un ardından İran’ın kuzeydoğusu ile iç kesimlerini birbirine bağlayan Semnan ve Şahrud güzergâhına doğru yol aldık. Tarih boyunca hem ticaret kervanlarına hem de İmam Rıza’nın türbesine yürüyerek giden ziyaretçilere ev sahipliği yapan bu dağ geçitleri ve ovalar, Horasan’ın birbirine kadim yollarla bağlanan çok geniş bir kültür coğrafyası olduğunu gösteriyordu.

Bistam: Beyazıd-ı Bestami’nin Manevi Mirası

Şahrud çevresindeki araştırmalarımızın en etkileyici duraklarından biri Bistam oldu. Burada, erken dönem İslam tasavvufunun en önemli isimlerinden Beyazıd-ı Bestami’nin türbesini ziyaret ettik. Hayatının büyük bölümünü doğduğu Bistam’da geçiren Bestami, derin manevi tecrübeleri ve tasavvuf tarihine yön veren düşünceleriyle tanınır.

Akşamın geç saatlerinde ulaştığımız Bistam’daki tarihî külliye; türbe, cami ve farklı dönemlerde inşa edilip yenilenmiş yapıların bir araya geldiği mimari bütünlüğüyle bizi derinden etkiledi. Yetkililerle görüşerek geç vakitte gerçekleştirdiğimiz çekimler, saha belgeselciliğinin zorluklarını barındırsa da İran’daki İslam mimarisinin ve tasavvuf geleneğinin asırlar içindeki gelişimini yerinde belgelemek adına mesleğimizin en anlamlı anlarından biriydi.

Harakan: Ebu’l-Hasan Harakani’nin İzinde

Bistam’dan sonraki durağımız, 963-1033 yılları arasında yaşamış büyük sufi şeyhi Ebu’l-Hasan Harakani ile anılan Harakan yerleşimi oldu. Beyazıd-ı Bestami geleneğiyle kurduğu manevi bağ ve kendisinden sonraki mutasavvıflar üzerindeki derin etkisiyle bilinen Harakani’nin adı, Anadolu tasavvuf geleneği açısından da büyük önem taşır.

Bilindiği üzere Kars’ta da Ebu’l-Hasan Harakani’nin adıyla ilişkilendirilen bir makam ve köklü bir ziyaret geleneği bulunmaktadır. İran’daki tarihî türbe ile Anadolu’daki makamın niteliğini tarihî kaynaklar ışığında doğru değerlendirmek; bu ortak mirası belgeler, kitabeler ve seyahatnameler üzerinden karşılaştırmalı olarak incelemek gerekir. Harakan ziyaretimiz, Horasan ile Anadolu arasında asırlar boyu kesintisiz devam eden inanç ve kültür köprülerini yerinde görmek açısından eşsiz bir fırsattı.

63f8a39a-003a-4b5e-af40-66a2c1df7da7.JPEG

9614a4ea-a099-4ab5-90cb-1346a6b14379.JPEG

Horasan’dan Anadolu’ya Uzanan Ortak Medeniyet

2014 yılındaki İran saha araştırmamızda adım adım gezdiğimiz şehirler, büyük bir medeniyet yapbozunun parçalarını bir araya getiriyordu: Tus Abbasi tarihini, Nişabur ilim ve edebiyat dünyasının zirvelerini, Bistam erken dönem tasavvuf geleneğini, Harakan ise sufi düşüncenin sınırları aşan etkisini gözler önüne seriyordu.

Türk-İslam medeniyetinin tarihini araştırırken bugünkü siyasi sınırları geçmişe aynen taşımamak gerekir. Yüzyıllar boyunca farklı siyasi idarelerin egemenliğinde kalan Horasan; Türk, İran, Arap ve diğer toplulukların katkılarıyla şekillenmiş ortak bir medeniyet havzasıdır. Anadolu’da, İran’da ve Türkistan’da birbirinden uzak görünen pek çok merkez, aslında aynı ilim ve gönül coğrafyasının birbirine bağlı halkalarıdır.

Tahran yakınlarındaki İmam Humeyni Uluslararası Havalimanı’ndan İran’a veda ederken heybenizde yalnızca kamera kayıtları ve fotoğraflar yoktu; aynı zamanda yeni araştırma konuları ve gelecek kuşaklara aktarılması gereken kültürel hatıralar vardı. Devr-i Âlem belgeselleriyle sürdürdüğümüz çalışmaların temel gayesi de budur: Geçmişin izlerini yerinde araştırmak, belgeleri gün yüzüne çıkarmak ve kültürel mirasın korunmasına katkı sunmak.

Çünkü tarih, yalnızca geçmişte yaşanmış olaylardan ibaret değildir; bugünü anlamanın ve geleceğe daha sağlam adımlarla yürümenin anahtarıdır.

Tarihe not düşmek, zamana noterlik yapmak!

İsmail Kahraman

Araştırmacı Gazeteci ve Belgeselci

Devr-i Âlem Belgesel Programı / İlim Kültür Tarih ve Teknoloji Araştırmaları Vakfı (İKTAV)

 

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın